10 Ocak 2008 Perşembe

Anne/babanın ruhsal sorunları

Bebekler ve küçük çocukların beyin gelişiminde ve büyümelerinde aldıkları sıcak, sevgiyle verilen bakım, ihtiyaçlarının fark edilip, uygun şekilde karşılanması hayati bir öneme sahiptir. (World Health Organization,1999; Shore, 1997). Bu kritik yıllarda sıcak, duyarlı bir bakımı önleyen sebepler, gelişimi olumsuz etkiler.
Ebeveynlerin, özellikle de annenin depresyon, anksiyete, stres, şizofreni gibi ruhsal sorunları çocuğun beyin gelişimini olumsuz etkiler (Shore, 1997).
Depresyon kadınlarda, özellikle de düşük sosyoekonomik düzeyde ve çaresizlik yaşayan kadınlarda yüksek oranlarda görülür. Bu oran %40' lara kadar çıkabilir. Bir çok kadının yaşadığı aşırı stres, yoksulluk ve yaşadıkları çatışmalı ortamlarla ilişkilidir.
Anne depresyonu, çocuk bakımındaki eksiklikleri de beraberinde getirir (Engle&Ricciuti, 1995). Yüksek düzeyde depresyonu ve ruhsal sorunları olan annelerin annelikle ilgili daha çok sorunlar yaşadığı, çocuklarına daha kaba, daha az destekleyici, daha az tutarlı davrandığı bildirilmiştir (Baydar ve diğerleri, 2003).
Son 20 yılda yapılan araştırmalar incelendiğinde, depresyonu olan annelerin, çocuklara uygun bakım yapamadığı, çocuğa uygun gözetimi veremediği, çocuklarda daha sık sağlık problemleri ve kaza görüldüğü, anne-çocuk arasında daha fazla çatışma yaşandığı görülmüştür. Bir çok araştırma anne -çocuk arasındaki, çocuk gelişimi açısından çok önemli olan uyumun, anne depresyonu nedeni ile bozulduğunu göstermektedir(Engle&Ricciuti, 1995).
Depressif bir annenin çocuğu olarak büyüyen çocuklarda, problem geliştirme riski daha yüksektir. Bu problemler hayatın çok erken dönemlerinde başlar. Örneğin depressif bir anne ile büyüyen bebekler, diğer bebeklere göre daha çok ağlarlar, ve daha az aktiftirler. Bu bebeklerde alışık olunmayan (unusual) beyin dalgaları bulunduğu görülmüştür ( Dawson ve diğerleri, 2003).
Yapılan bir araştırmada, annelerinde son üç yılda bir depresyon hikayesi bulunan üç yaşındaki çocuklarda, yaygın olarak düşük beyin aktivasyonu bulunmuştur. Genel olarak düşük beyin aktivasyonunun az ilgilenilmiş çocuklarda olduğu bilinmektedir. Çocukta alışılmışın dışında beyin aktiviteleri varsa ve aile sorunları yaşıyorsa, davranış problemleri geliştirme olasılığı daha büyüktür (Dawson ve diğerleri, 2003).
Anne depresyonu, özellikle beynin ifade ve duyguların kontrolü ile ilgili bölümlerindeki gelişimi olumsuz etkiler. Birkaç ay süren doğum sonrası depresyonların, kalıcı bir etkisi olduğu düşünülmemektedir. Ancak özellikle 6-18 ay arası bebekler, anneleri depresyonda ise daha büyük bir risk altındadırlar. Anneleri iyileşirse, çocukların beyin aktivitelerinin ve davranışlarının anlamlı bir şekilde geliştiği görülmüştür (Shore, 1997).
Küçük çocuklarda saldırganlık, karşı koyma gibi davranış sorunları, sonraki okul hayatlarında okuldan atılma ve ergenlikteki suçluluk açısından anahtar bir risk faktörüdür. Yüksek stres düzeyi olan ve düşük gelirli ailelerin çocuklarının davranış sorunu geliştirme riskinin özellikle yüksek olduğu bildirilmektedir (Baydar ve diğerleri, 2003)
Bazı okul öncesi beslenme yetersizliklerinde ve bunun neden olduğu büyüme geriliklerinde, anne depresyonu bir etken olabilir. Yapılan araştırmada annenin strese bağlı somatik yakınmalarının fazlalığı ile okul öncesi çocukların yaşa göre boylarının kısa olması arasında bir ilişki bulunmuştur (Engle&Ricciuti, 1995).
Bir başka araştırmada çocukların beslenme durumu, büyüme dereceleri ve annelerin duygu durumu arasında belirgin bir ilişki olduğu görülmüştür (Engle&Ricciuti, 1995).
Annenin anksiyetesinin fetüsa etkisi, hamilelikte sigara kullanma, düşük doğum ağırlığı gibi diğer etkenlerden daha fazladır. Araştırma sonuçları kadının gebelik sırasındaki anksiyetesinin ve nöroendokrin reaksiyonların, fetüsün beyin gelişimini etkilediğini, dikkat eksikliği, hiperaktivite,davranış bozukluğu, anksiyete problemi gibi çocukluk dönemi bozukluklarına hassasiyeti arttırdığını göstermektedir. Yapılan boylamsal araştırmalar özellikle gebeliğin 12-22 haftaları arasının hassas bir dönem olduğunu, bu dönemde yalnızca anne anksiyetesinin, çocuğun 8-9 yaşlarında görülen ruhsal bozukluklarında etkili olabildiği gösterilmiştir (Bergh&Marcoen, 2003)
Şizofreni gibi psikotik bozukluklar da anne-babaların çocukla etkileşimini dramatik bir biçimde bozar (Hawley&Gunner, 2000).
Anne ve babanın ruhsal sağlığı, çocuklarının duygusal ve davranışsal problemlerinde önemli bir rol oynamaktadır. Eğer anne veya baba depresyon, anksiyete bozukluğu, yüksek düzeyde stres, şizofreni gibi ruhsal bir sorun yaşıyorsa yardım alması önemlidir. Sağlık çalışanları, ebeveynlerin ruhsal sorunlarının çocukları nasıl etkilediğini bilmeli ve onlara gerekli desteği sağlamalıdır. Araştırmalar ilaç tedavisinin, danışmanlığın, destekleme ve bilgilendirmeye yönelik programların etkili olduğunu göstermektedir. Destek olabildiğince erken, hatta mümkünse gebelikten de önce başlamalıdır. Uygun müdahaleler bu anne/babalarda gerçek bir fark yaratabilir. Beceri düzeyleri yüksek, uyumlu çocuklar yetiştirmelerini sağlayabilir (Dawson ve diğerleri, 2003; Bergh&Marcoen, 2003; Hawley&Gunner

Hiç yorum yok: